Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Ol! | Giriş Yaprss

 

Bayanlar erkekleri yanlış mı hoşlanıyor

  • Eklenme: 28 Aralık 2017 08:34
  • Kalan Zaman: Bu ilanın süresi doldu.
imageimageimageimageimageimageimageimage

İlan Açıklaması

Nerede aşık bir bayan/erkek görseniz bunu gözlerinden anlarsınız diye düşünüyorum. O bakış, gülüş… İnsanın suratına ayrı bir aydınlık gölge düşüyor, hoşlaşıyor sanki. Ama bir de daha bir aya varmadan fersah fersah kaçırdığımız bayanlar/erkekler var.

Peki nasıl oluyor bu? Gözümüzün içine bakan, sesimizde yaşam bulan o bayan/erkek bir anda kaçıyor. Bu kadar mı korkutuyoruz başka bir deyişle karşımızdakini?

Uzun uzun kız sohbetlerinden, danışılmış erkek görüşlerinden sonra şunu söyleyebilirim ki, ülkece beğenmek ve karşındakini kavramak mevzusunda ziyadesiyle eksiğiz. Hal böyle olunca aşkı da elimize suratımıza bulaştırıyoruz.

Her suratımıza gülen aşk değil

Reelinde her şey sevgiyle alakalı ve herkes hoşlandığının gözbebeği olmak istiyor, hepsi bu. Öyle bir sevgi açlığında kalbimiz elimizi geziyoruz ki caddelerde, bize tebessümene o kalbi itimat ediyoruz ve bir kısır döngü başlıyor.

İtiraf etmek gerekirse bunu daha çok biz bayanlar yapıyoruz. Varsayıyoruz ki, bu sefer tamam oldu; olacak. Peki doğrusunu bulana kadar daha kaç kurbağa öpmek gerekecek? Biz bayanlar, yanılgıyı nerede yapıyoruz?

Bayansal haller

Bir gün gencecik bir kız o yaşlarda en sık gördüğü erkeğe kaçınılmaz son olarak aşık öykü de orada başlıyor. Zira bundan sonra yaşayacağı tam ilişkileri reelinde o an şekillendiriyor. Kalbi ne kadar kırıldı ya da ne kadar mutlu edildi, her şey azıcık buna bağlı. Öykünün özeti bundan ibaret.

Sonra bayan yok saymayı, görmezden gelmeyi, nasılsa düzelir diye beklemeyi biliyor. İşte bir erkeğe karşı bir kadının yapmaması gerekenler de bu noktadan doğuyor.

Görmezden gelme

Karşındaki adam ilk karşılaştığınız anda sana çok içten tebessümmüş, sana bir bakışla bir hayli şey taahhüt etmiş ya da sen o anki duygunla böyle değerlendirmiş olabilirsin. Artık bir ilişkiniz de var diyelim. Dönün bir kendinize mesele bakalım, bu ilişki iki tarafın ortaklığıyla mı başladı, yoksa sen bir şeyleri görmezden mi geldin?

Karşındaki adam sen onun güzeline gitmeyen doğrultularını görmezden geldiğinde muhteşem olmayacak. Nasılsa zamanla düzelir dediğin hiçbir şey, zamanla düzelmeyecek. İnan, zaman yalnızca geçecek.

Bir sonraki sahneyi artık hepimiz görebiliyoruz sanırım. Her yerde saçılmış kelimeler, gözyaşları, mutsuzluk emareleri… Zira öğreniyorsun ki başta görmezden geldiğin ne varsa, zaman onları sana bir vakit sonra daha net göstermeye başlayacak ve senin de çığlıkların kaçınılmaz olacak.

Her şeyini onaylama

Bir erkek seni hoşlansın diye, sana baksın diye, baksın da görsün diye her dediğini gereğinden fazla onayla! Bunun limiti nedir, inanın ben de öğrenmiyorum. Ama bildiğim bir şey var ki, bir şeylerin dozunu kaçırırsa bayan, erkek bir bayandan çok daha basit şımarabiliyor. Deneyimle değişmez. Ben değil canım, bir dostumun omzumda ağlamışlığı var, oradan öğreniyorum.

Başka Bir Deyişle demem o ki, tartışmak kadar doğal bir vaziyet olamaz. Tartışmayın diye, sizi vazgeçip gitmesin, sonunda bitmesin diye her dediğine “evet” demeyin. Şayet tek taraflı bir hal almışsanız, zati bir şeyler yanlış gitmeye başlamış demektir. Değerlendirmenizi dikkatli yapın ve yaşadığınız aşkın kabahatlisi siz olmayın.

Tüm meseleleri sen çözmeye çalışma

Bu size muhteşem bir ilişki kazandırmaz, yalnızca seni bitkin, karşındaki erkeği de daha meseleli yapar. Sen onun psikoloğu değil, yaşam dostusun. Senden destek istemediği sürece ona us verme.

Elbette birbirinize dayanak olmak için bir aradasınız. Ama her şeyde olduğu gibi burada da çok ince bir hudut var ve bunu aşmamalısın. Unutma, bu mevzuda ipleri elinde yakalamak zorunda değilsin. Bugünlere sen olmadan gelebildiyse, bundan sonrasında yalnızca paylaşıyor olman yeterli olacaktır. Onun yerine o meseleyi çözmene gerek yok.

Sevgisinden emin ol

Sen ondan hoşlanıyorsun, peki o? Bir ilişkiye ilişki diyebilmen için bunun iki karakter olması gerektiğini unutma; ayakların yere bassın. Sen ona aşıksın diye bunu tek başına hayata. Sen onun yerine de bir yere kadar hoşlanabilirsin. Bunun ebedîye dek sürmesi muhtemel değil.

Yeniden başa dönüyorum ki, görmezden gelme.

Her gel dediğinde gitme

İnsanlara, hele de erkeklere, her aradıklarında erişebileceklerini bildikleri bir yerde duruyorsan ve netlikle ona “hayır” diyemiyorsan, bir şeyler oluyor. Ne öğreneyim, şımarıyorlar işte. Bunu da aynı dosttan öğreniyorum.

Çok absürt olduğunu düşündüğüm bir tavır şekli olsa da, ne yazık ki erişilmez olduğunu sezdirdiğinde daha bedelli oluyorsun. Natürel ki yeniden hudutları doğru çizmek gerek.

Şimdi düşündüm de, reelinde belki de konutluluklar da bu surattan banalleşiyordur.

İlk sen söyleme

Natürel ki böyle bir başlık yazıyorsam, sevgi kelimelerinden bahsediyorumdur. Yeniden aynı dostumdan edindiğim deneyime göre söyleyebilirim ki, ilk “Seni beğeniyorum” diyen sen olmamalısın.

Ben hala bu mevzuda azıcık paradoksluyum. Başka Bir Deyişle neden duygularımı belirli etmeyeyim ki diye karşı çıktım hep, ama bir yandan da görüyorum ki, erkek dinlediği, sezdiği sevginin yüzsüzü olabiliyor bazen. İşte yeniden hudutlar, hudutlar…

Bunca us veriyorum da, ben ne kadarını yapabiliyorum değil mi? “Şuna bak, öğrenmiş öğrenmiş konuşuyor” da diyebilirsiniz, ama valla benimki öğrenmişlik değil reelinde. Bir mevzuda en az bir fikrim varsa, paylaşmadan edemiyorum yalnızca. Eminim sizin de çok fikriniz vardır, paylaşalım.

Sevgimle…

Damla Karakuş

, , , , , , , , , , , , , , , ,

373 kez görüntülendi, 1 kişisi bugün görüntüledi.

  

Yorum Yaz