Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Ol! | Giriş Yaprss

 

Bir Aşk Manifestosu

  • Eklenme: 28 Aralık 2017 06:22
  • Kalan Zaman: Bu ilanın süresi doldu.
imageimageimageimage

İlan Açıklaması

İnsan her zaman hadise mahallinde ağladıklarına mı iç geçiriyordur gerçekten? Bir bayan gözyaşları içinde kalkıyorsa hoşlandığı adamın kollarından bir gece yarısı, canını yakan, o adamın hiç öğrenmediği geçmişi olamaz mı?

Bir adamı beğenir bir gün bayan. Ait olmadığı bir zaman diliminde, ait olamayacağı bir yerden gülüşüne bağlanıp gelen bir adamdır bu. Korka korka karşılık vermek ister bu adamın aşkına; peşinden çektiği, içinden taşan onca acıyla. Çok sonra bilir ki, bu adam da yaralıdır en derininden ve belki de acılarıdır işte onları böyle birleştiren…

‘Aşk bu mu?’ diye sorar o gece kendine bayan, adamın birkaç gece evvelinden yankılanan sesiyle…

Aşk bu mu

Bir kadının dökülmeye doyamayacağı durgun bir dere midir sahiden aşk?

Bayanın usundan geçirip vicdanına bir cinsli sığdıramadığı sualler dağılacak emin ki bundan sonra uykularını. Emin ki aşk, evvel saracak tam ruhunu ve en can akdikeni sahnesinde bir iç geçirmeyle yakacak vücudunu. Adam o hoş gözleri nereye bakarsa baksın, bayan orada olacağını öğrenmenin mutluluğunu yaşayacak mı, tek yaşam evhamı olacak artık bu.

Adamın o tok sesinden kopup gelen öykülerin ayyaşlığında artık gözlerini her kapadığında bir başka dünyada yine ilk defa tanışacaklar.

Tanışma manifestosu

Şimdi gözlerini kapadı işte bayan ve yer Fındıklı sahili. Her zamanki gibi en hoşlandığı köşesine kurulmuş ve kendine kahramanlardan birinin rolünü verip gömülmüşken elindeki kitaba, o tok sesin sahibi gölge ediyor bir anda tepedeki güneşe.

Evet bu bir tanışma manifestosu. Aşkın henüz başladığını söyleyemediğimiz ama varlığını da inkar edemediğimiz, gözlerin buluştuğu o ilk gülüş. Ne konuşulur anımsanmaz dahi ya hani… Yalnızca rüzgar yapıt bir an, güneş perdelenir ve o sıcacık tebessümme tam ruhunu sarar insanın…

Bayan bir anda yanağından süzülen damlanın dudağında vazgeçtiği tuzla araladı gözlerini. Çoktandır böyle tatlı bir tanışmayı, böyle yakışıklı bir adamla, böylesine manevi yaşamadığını düşündü ve içinde oluşan o koca boşluk damağında bir kuruluk bırakaraktığında evvel daraldı; sonra bayan mutfağa doğru, dinlediği coşkudan habersiz ağır adımlarla ilerledi. Kuruluğun vazgeçtiği kalan boşluğu bir kadeh suyla doldurup yatağına döndü. Azıcık evvel sahilde güneşini gölgeleyen adamın suratındaki çizgileri izlerken vicdanının nasıl da aydınlandığını hissetti ve ellerini adamın o hoş şekillendirilmiş yüzünü dolaştırırken gözlerini tekerrür kapadı…

Olamaz mı olabilir

Beşiktaş-Kadıköy vapurunda buldu kendini. Bir başka adamla sesli ve aşina kahkahalar atıyordu. Bu arada tok sesli adam bir başka bayanla hemen arka koltukta, bütün de kadının artta bir zaman sonra onun bayanı olacağından habersiz sırt çevirmiş, karşısında ona gülen bir başka bayana bir şeyler anlatıyordu. Sonra kalktılar birden ve vapurun öteki ucuna yürüyüp birer çay alıp döndüler ayrı yaşamlarına…

Birden mekan değişti sonra bir başka zamanda aynı otobüsteler, hatta aynı durakta inip yan yana ve birbirlerinden habersiz yolun karşısına geçtiler. Hatta ve hatta bir başka zamanda bayan bir simit aldı Eminönü’nden. Kağıt para uzattı simitçiye, para üstünü alıp alanda bir yer buldu kedine ve çevrede gezen insanları izleyerek afiyetle yedi. Birkaç alıcı sonra adam geldi ve o kadının parası adamın cebine girdi…

Koku aşktır

Tüm bunları kurarken bayan bir an ürpererek kendine geldi. Bu adamı reelinde çok uzun zamandır tanıdığı hissine artık bir neden bulmuştu. Emin ki onda dinlediği bu koku İstanbul’un tam caddelerinde çok evvelden doldurmuştu burnunu. İşte bu surattan kokusu bu kadar tanıdık ve huzur doluydu.

Koku kokuyu açtı belleğinde tam gece. Ona nasıl da bir ömür aşık olabileceğine inandığını düşündü ve kendine donakaldı.

Aşk, reelinde buydu sanırım. İnsan yaptıklarına ve sezdiklerine donakalmaya başladığında sokaklar boyu, işte o zaman aşık olmuş olmuyor muydu?

Dünyanın en büyük faciayı yanlış bir insanın aşkıydı elbet. Ama emin ki bu adam yanlış zamanda çıkagelen o doğru şahıstı. Bayan yanına uzandı adamın ve sımsıkı yakaladı elini, o derin uykusundayken. Öptü dudaklarından suçsuzca ve karşılık bulduğunda içi bir kere daha ısındı. Artık tekerrür düşlere dalabilirdi…

Bir bayan, bir adam, bir yaşam, bin umut. İşte tam bunlar birleştiğinde aşk oluveriyor belki ismi ve hepimiz kalbimiz elimizi geziyoruz tüm caddeleri. Velhasıl bir hoş düş görüveriyoruz işte ayaküstü…

Damla Karakuş

, , , , , , , , ,

337 kez görüntülendi, 4 kişisi bugün görüntüledi.

  

Yorum Yaz