Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Ol! | Giriş Yaprss

 

Bir bayan bir erkek

  • Eklenme: 28 Aralık 2017 06:21
  • Kalan Zaman: Bu ilanın süresi doldu.
imageimageimageimageimageimage

İlan Açıklaması

Einsten’in kızına yazdığı mektubu paylaşmıştım sizlerle, okuyanlar hatırlar. Sevginin eforunu ve sonunda dünyayı da kurtaracağını anlatıyordu.

Bir bayan çok yorulmuşsa peki; omzunu öpüşünün dahi işe yaramadığı anlar oluyorsa… Artık kendi kendini teselli etemiyorsa…

Bir insanı beğenmekle başlıyor yaşam. Bir kadının da yaşamı eşi olacak adamı bulup çılgıncasına hoşlandığında değişiyor işte.

Dünyasını değiştirmek isteyen sevgili bayanlar, sabrınızın sonunda kalbini hiç düşünmeden yerinden söküp size sunacak o adam gelecek. Buna inanın ve emin olun ki bu yaşamda reelinde kararsız etmeye yer yok.

Emin olun ki, siz evvel kendinizi sonra da o adamı beğenmeye başladığınızda tanımlıyorsunuz vefatlık doğum tarihinizi ve sizden evvel söylenmiş tüm laflar giriyor devreye.

Bir erkeği beğenmekle değişir bir kadının tüm dünyası

Hadi azıcık itiraf oyunu oynayalım…

Evet çok beğendiniz, aşık oldunuz; hatta bir de üstüne böldünüz. Arttan kimselere söz söyletmez olduğunuz anlarda dahi sizi vazgeçip gidişine, bir şeyleri yürütemeyişine küfürler savurdunuz içinizden, suskunca. Ya da yeri geldi o adamın savurduğu küfürlerin başrolü oldunuz.

Yaşam bu kadar karışık olmasa gerek ya da ne öğreneyim ben karışık olmasın istiyorum.

Şimdi tüm bu ayrıntıları boş verip onu tanıdığımız ana dönüp kendimizi keşfedelim istiyorum yalnızca. Çünkü, sanırım buna en çok benim lüzumum var ve sizi de alet edeyim istiyorum. Hadi bi çaba, silkinin bakalım.

Ben onu tanıdım değişti dünyam

Peki neden değişti? Ondan evveli diye bir şey kalmıyor çok değil bir sene sonra. Hatta kimilerine bir hafta yetiyor, bunu hiç fark ettiniz mi?

Şöyle ki, bir yandan iyi ki de kalmıyor. Başka Bir Deyişle çok beğeniyorduysak o yaşamımızı, değiştirmezdik herhalde diyorum. Değiştirmezdik di mi?

Değiştirmezdik, değiştirmezdik.

Değiştirir miydik?

Aman Allah’ım, bu ne büyük girdap…

Tamam hadi ben itiraf ediyorum, ama siz de edeceksiniz. Ne öğreneyim işte, ondan evveline lüzum dinlemedim hiç. Dinleseydim aşk demeye dilim varmazdı diye düşünüyorum. Peki bir sabah böyle uyanışımızın nedeni ne? Hormonlar mı? Bunun altından da hormonlar çıkarsa, bileklerimi kesebilirim artık sanırım :

Şaka bir yana, ben yazmak için çıldıran bir insan olarak zati her şeyi denetliyorum. Ama bunu denetleyen tek bayan olmadığımı bildiğimden size de lüzum dinliyorum.

Ya sonra…

Evet ya sonra? Prens bir günde yaşamını değiştirdiği dünyalar hoşu prensesini ömürlük hoşlandığına bunca hormon sirkülasyonunda her gün yine nasıl inandıracak? Böyle sorunca da acıdım şimdi, güç şu prensin de işi.

Başka Bir Deyişle tamam bu prens de insan ya hu! O da bunaldığında demek ki ayrılık oluyor bu işin sonu. Milyarlarca olasılık varken dönüp sarılmak için, insanoğlu kaçmayı seçiyor işte.

Sonra?

Sonrasını öğreniyorsunuz canım, masal başa dönüyor işte. Canımız yanıyor. Onun kafasını koparıp, gözünü patlatmak, beynini akıtmak filan istiyoruz. Canımız acıyor, çok acıyor. Sonra da bir erkekten yola çıkıp tüm dünyadan nefret ediyoruz.

Egoist olmayayım tabi, aynı gidişat erkekler için de geçerli.

Kalbi alıngan bayan ırkı

Bizi bu kumpasa cemiyetin taşıdığını düşünüyorum ben. Erkek eforlu, bayan alıngan; erkek ağlamaz, bayan metroda otobüste salya sümük… Derken dengeler bir biçimde oturmuş işte. Erkek de bastırmak zorunda olduğu tüm duyguları kadının dibine kadar yaşamasından rahatsız oluyor demek ki. İstemiyor bunca duygu yükünü sürüklemek.

Fikir yürütüyorum işte, siz ne dersiniz?

Bir orta yolu bulmak için bu duygusallıkla da bayan çırpınıyor sanki. Ya da erkeğin artık duygularını muhakkak etmeyi seçim etmesi gerekiyor. Yoksa hiçbir bayan falcı değil şu yaşamda.

Bağlantı koşul

Belki de tam mesele burada. Hani kesintisiz dönüyor ya karikatürler; bayanlar en çok çenelerini, erkekler de beyinlerini kullanıyormuş.

Sabahtan beri bu fikre keşke doğru olsa diyorum. Tamam, bayanların konuşmayı çok hoşlandığını kabul ediyorum.

Peki soruyorum, erkek bu kadar düşünüyor ve o düşünceyi nasıl kavramamız gerekiyor; işte uçtu gitti şimdi, hepsi cihanda.

Şimdi ne olacak? Bayan boşlukta gezen kelimelerden erkeğin tümcelerini mi bitirecek? Konuşmadan, paylaşmadan, ne sezdiğini öğrenmeden can verip gidecek miyiz başka bir deyişle?
Benim başıma gelmez ki dediğimiz ne varsa yaşayıp, can verip gidecek miyiz?

Allah’ım benim düşünmekten usanmayacak beynim ve sevgi dolu kalbim bu kadarını taşıyamaz. Sen hepimizin ismine gör yazdıklarımı ve yazamadıklarımı…

Ağlıyoruz işte, gözlerimizden muhakkak…

Damla Karakuş

, , , , , , , , , , , , ,

367 kez görüntülendi, 1 kişisi bugün görüntüledi.

  

Yorum Yaz