Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Ol! | Giriş Yaprss

 

Bir tutam yaşam: Bana kızdın mı İsme

  • Eklenme: 28 Aralık 2017 08:34
  • Kalan Zaman: Bu ilanın süresi doldu.
imageimageimageimageimage

İlan Açıklaması

12.05.14

İsme bir zaman elinde telefon öylece kaldı. Ne kadar zaman geçtiğini idrak edemeyecek kadar bitkindi. Öylece donmuş, iletiye bakıyor; tekerrür tekerrür tek sözcüklük “Merhaba” yazısını okuyordu.

Ne yapsa düşünüyordu. Hiç yanıt vermese belki de öylece yok olur giderdi. Böyle kendiliğindene sızlanadursun ikinci ileti de geldi: “Orada olduğunu ikimiz de öğreniyoruz. Lütfen benimle konuş”

İlk iletileşme

İsme, ikinci iletiden sonra artık neredeyse buz kesmişti. Öyle ki bir katille karşı karşıyaymış gibi korkuya düşmüştü sanki.

Neden sonra işvereni bir buluşmaya gitmek için ayağa kalkıp İsme’nın suratındaki beyazlığı fark ettiğinde seslendi; “İyi misin canım?” İsme birden düşten uyanır gibi uyandı. Zayıf bir “İyiyim” diyebildi ve maillerini hakimiyet etmek için bilgisayarına döndü.

Bu sırada iletiler de artmıştı. Daha fazla katlanamadı ve yanıt yazmaya karar verdi, ama ne yazacaktı ki? Bir yanı onunla sohbet etmek isterken bir yanı kaçıyordu. Sonra ileti yazmaya koyuldu: “Sana numaramı verdiğimi anımsamıyorum”. Öyle çok hislerini emin faktörün bir anlamı yoktu şimdi.

Sensiz olmazdı

Ali emin ki telefonun öteki ucunda bekliyordu, hemen yanıt verdi: “Sensiz olmazdı İsme. Sen gece Zeynep’le ilgilenirken telefonun masada öylece dururken kendime mani olamadım. Kimse fark etmedi dahi. İyi ki de tuş kilidi kullanmıyordun. Ya tuş kilidi varsa diye düşünerek geçirdiğim birkaç saniye ömrümden ömür gitti, inan. Sonra Whatsapp’a girdim ve kendime ileti atıp iletiyi sildim. Kızma bana, lütfen konuş benimle”

İsme okuduklarının karşısında asaptan kuduruyordu. Saldırıya geçmiş kan bulutu yüzüne bir araya gelmişti. “Nasıl böyle bir şey yapar” diye kendiliğindene söylenirken bunu hiç yapmamış olma olasılığı düştü birden usuna. Emin ki o kan boşuna şahlanmamıştı suratında.

“Aferin sana İsme” diyebildi içinden.

Bana kızdın mı İsme

İletiler İsme yanıt vermedikçe daha da hırsla düşüyordu sanki telefona. Bir sonraki ses ileti değil, arama sesiydi. Ali iletilerine yanıt bulamayınca çözümü aramakta bulmuştu. İsme telefona meşgul tonu verdi ve ileti yazmaya koyuldu: “Çalışıyorum Ali, tamam mesele yok; kızmadım” ve sonra gerçekten tamamlaması gereken işlerine döndü.

Arada gözü telefona takılmıyor değildi ve üstelik her seferinde de merakına yenik düşüyordu. Bu sefer gelen iletilerde uzun uzadıya “Nazım Hikmet, Ümit Yaşar Oğuzcan, Cemal Süreya…” vardı. 2 saat sonra çalışma arasında verdiği molalara dönüşmüştü şiirleri. İşlerini de uyuklamadan, daha da yorulmadan tamamlamıştı.

Taksim otobüs durağı

İsme artık azıcık daha yumuşamıştı ve Cemal Süreya’nın burada rolü muhtemelen Ali’den daha fazlaydı. Yoksa isme de arada şiirle şarkıyla karşılık verecek cesareti bulamazdı kendinde. Ona Hamdan Erken şarkılarını çok beğendiğinden, şiirlere tutunup yaşadığından bahsedecek kadar açmıştı kendini.

İşlerini bitirdi ve konuta dönmek için otobüse bindi. Dönüş yolunda Taksim otobüsüne biniyor, oradan da metroya geçiyor, evine öyle gidiyordu. Ama Taksim’de otobüsten indiğinde hemen konuta gidemeyeceğini kavradı. Zira metro girişinde Ali öylece durmuş onu bekliyordu.

İlk yemek

İsme artık afallamaktan bırakacağını düşündüğü anda bu çocuk onun bir kere daha dünyasına derin dalışlar yapıyordu sanki. Sanki sözleşmişçesine buluşmuş gibi, Ali’nin de ısrarıyla İstiklal’de yürümeye başladılar.

İsme, dün gece tanık olduğu, Zeynep’in kusma nöbetlerinden sonra tam gün bir şey yiyememişti. Sokağın sonundaki cafelerden birine girdiler. İsme yemek yedi, Ali onu izledi. Ali tam yol süresince, tam yemek süresince İsme’yı yalnızca izledi.

İsme’nın ağzından dökülecek her bir kelimenin kölesi olmak istercesine kızın aydınlık suratına bakıyor, sezdiği mutluluğu İsme’nın uykulu gözlerine de bulaştırıyordu. Her şeyden konuştular.

Uzun soluklu bir yemek ve sohbetten sonra gecenin uzun olacağını artık ikisi de öğreniyordu.

İsme tebessümdü; Ali’nin dünyası aydınlandı.

Ama içlerinden biri, bir yanıyla hala bir kaçış aralığı arıyordu ve şüphesiz bu İsme’dan başkası değildi.

Art yarın

Damla Karakuş

Bir tutam yaşam: Oynadık işte – Beşinci kısım için tıklayınız

, , , , , , , , , , , , , , , , ,

505 kez görüntülendi, 1 kişisi bugün görüntüledi.

  

Yorum Yaz