Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Ol! | Giriş Yaprss

 

Bir tutam yaşam: Kapı önü sohbeti

  • Eklenme: 28 Aralık 2017 06:21
  • Kalan Zaman: Bu ilanın süresi doldu.
imageimageimageimage

İlan Açıklaması

12.05.14

Metroya doğru ikisi de ayakları yere basmadan yol aldı. İsme hala metroya binip konuta gideceğini, Ali’nin de alandan otobüse bineceğini düşünüyordu reelinde. Ama natürel ki böyle olmadı. Ali, İsme’yı konuta kadar vazgeçecekti.

Taksim metrosu

İsme artık ona sunulanı yaşıyor, sesini çıkarmıyordu. Hırçın ve inatçı yanını bu gecelik rafa kaldırmıştı. Beraber bindiler metroya, el ele. Metroda da müzik devam ediyordu. Bir adam elinde akordeon bir çalıyor, bir söylüyordu.

Sesi çok içliydi adamın. Ne söylendiğinin farkında dahi değildi reelinde ikisi de. Anın sihrine kapılmış giderlerken bodoslama bir duvara çarpmış gibilerdi şimdi. Acı sanki gelip göğüslerine çöreklenmişti.

Neden sonra Levent durağına vardıklarını işaret eden sesle sıyrıldılar o dünyadan. İsme’nın gözünden en son çok beğendiği Frida Kahlo’nun acı yüklü öyküsü geçiyordu ve kendine geldiğinde ilk usuna gelen Ali’nin ne düşündüğü merakıydı.

Yol boyu uzanan yürüyüş

Metrodan çıktılar. Belki azıcık evvelki acı çöreklenmenin tesiri, belki de masaldan uyanıştır bilinmeyen; İsme bu sefer elini vermedi Ali’ye. Artık usu yavaş yavaş yerine geliyor, ayyaşlığından uyanıyor gibiydi. Tam düşünceleri beynine istila etmiş, işte yeniden kıpkırmızı kesilmişti. Ali bu hallerin korkulması gereken haller olduğunu kavrayacak kadar tanımıştı İsme’yı. Yalnızca korktu.

Yol süresince kırık dökük birkaç tümce kurdu ikisi de. Ali azıcık sonra İsme’dan bölecek olmanın yeisine düşmüştü çoktan. isme de kendini aynı yeise düşmediği mevzusunda ikna etmeye çabalıyor, içinde bir yerlerde kendisiyle savaşıyordu. Bu kadarı olamazdı. Sinan’a karşı dinlediği o büyük aşkın üstüne gerçekten birisine bunları sezecek olmak aşırısıyla ürkütücüydü.

İkisi de ortak paydada buluştuğundan habersiz o yolu yürüdü. Yol bitti, konuta vardılar…

Kapı önü sohbeti

İsme evvel binanın kapısını açmak için oyalandı bir zaman. Ama Ali hala onu öylece izliyor ve bir “İyi geceler, güzelce kal İsme demiyordu”

İsme kapıyı açmadan Ali’ye dönüp “İyi geceler” dedi. Ali de “Sen gir içeri, ben öyle giderim” diyebildi. Yalnızca beni yollama diye dilenmediği kalmıştı sanki. İsme aldırış etmedi, kapıyı açtı ve binadan içeri girdi. Hemen karşıdaki daire onun konutuydu. Ali, eşikten içeri bir adım atacak cesaretini bulduğunda devamını getirdi ve İsme’nın kapıyı açmasını bekledi.

İsme bu sefer oyalanmadan kapıyı açtı. Bir an evvel içeri girmek istedi. Ali ise bir kapı önü sohbetine çevirmişti bunu ve gitmemek için elinden geleni yapıyor, başka bir deyişle saçmalıyordu. Bir zaman İsme içeride, Ali dışarıda arada kapının hudut olduğu bir sohbete koyuldular…

Vazgeç içeri gireyim İsme

Artık geç oluyordu, İsme sabah erkenden işe gitmesi gerektiğini söyledi. Ali ise yavru bir kedi masumluğunda İsme’nın gözlerinin içine bakıyordu.

Sonra bir cesaret “Beni içeri al İsme” dedi. İsme evvel donakalsa da tez sıyrıldı karmaşasından. O kısacık düşüncelilik anında İsme’nın gözlerinden az evvel dans eden görüntüleri geçti ve bu kısacık an Ali’nin bir anda onu öpüp içeri adım atmasına yetmişti.

Ali, “İstemiyorsan çıkayım, ama lütfen bana git deme. Korkma benden, yalnızca sarıl. İstersen odanın bir köşesinden öylece sana bakayım, ama git deme n’olur” diyebildi bir solukta. İsme hiçbir şey demeden odasına doğru yürüdü, Ali de arttan gitti.

Odaya girdiğinde donakalma sırası Ali’deydi. Böyle bir genç kız odasıyla daha evvel hiç karşılaşmamıştı. Bir zaman öylece bakakaldı…

Art yarın

Damla Karakuş

Bir tutam yaşam: Üvercinka – Yedinci kısım için tıklayınız

, , , , , , , , , , , , , , , ,

305 kez görüntülendi, 1 kişisi bugün görüntüledi.

  

Yorum Yaz