Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Ol! | Giriş Yaprss

 

Derin seslilik

  • Eklenme: 28 Aralık 2017 07:25
  • Kalan Zaman: Bu ilanın süresi doldu.
imageimageimageimage

İlan Açıklaması

Karışık duyguların eşiğinde bir gece yarısı düşünür insan, onu gerçekten tanıyor muyum? Bizi kokumuzdan tanıyan her kezinde yine aşık olduğumuz adam, doğru zamanda mı girdi yaşamımıza?

Sahi doğru zaman, doğru insan neydi? Doğru zamanlarda tanıyıp şans tanıdığımız o adamlar yanlış insanlar mıydı?

Çok beğendik aşık olduk, ama onlar zamanından evvel gelenlerdi. Zamanında gelense biriktirdiğimiz yanlışların içinde boğuldu belki. Belki de sırf bu surattan, yeryüzündeki mutlu insan rakamı bir elin beş parmağını geçemeyecek türdendi.

Ömürlük reel aşkı beklerken

Çok ivedici davranıyoruz. Bir ömür beklenebilir oysa o reel aşk için. İçimizi sızlatacak, varlığımızı sezdirip dünyaya neden geldiğimizi ispatlayacak biri için kıymet elbet bir ömür beklemeye. Yoksa bu kitaplar nasıl yazılır? Nasıl tahammül edilir sümüklü sulu göz filmlere?

Bu duygular dolup taşarken insan ruhundan, o bayan bir daha düşünür. Ben çok beğendiysem şayet neden bitti hepsi? İki tren yolculuğu arasındaki mesafe kadar yaşanan aşklar kapıda beklerken biz nasıl oluyor da coşkuyla açıyoruz o kapıyı yeni gelene? Bir defa daha!

Bu ebedî bir güven göstergesi. Kendimize güvenemezken, bir anda gökten yaşamımıza düşeni kalbimizin baş sahibi yapabiliyoruz. Bu gidip yenisi gelene kadar…

Mutlu vefat

Yeryüzünde bu kadar insan var ve kalbimiz çok enteresan bir biçimde süzgecinden geçirdiği ‘o’ şahsı evine, yaşamına, yatağına eş ediyor. Üstelik sonunu düşünmeden. Can Vereceğini öğrenerek ve bunu hiç düşünmeden yaşamak gibi.

Evlenen insanlar vefata daha yakınlar sanki. Hiç böyle düşündünüz mü? Mutluyum ve can verebilirim artık demek gibi.

Evlenmek bir iman biçimi, paylaşmayı bilmek. İşte nu surattan sırasıyla, oyunda seviye atlar gibi sıçrayıp, evlenmeyi de bitirdik mi bitiyor demek ki hadise. Mario’nun prensesini kurtardıktan sonrası da bu surattan yok işte. Ya da o ağzımızın kenarından sular aka aka izlediğimiz çılgın romantik filmler de işte bu surattan konutluluk sahnesinde bitiyor. Mutlu mesut can veriyorlar işte. Bir anda huzur sarıveriyor her yanı…

Sonra? Sonrası derin bir suskunluk…

Filmlerdeki aşklar reel olsa dediğimiz anlar

Konutluluk ya da aşk üzerine söylenenler söylenedursun, bir de filmlerin o salya sümük aşkları var. Peki gerçekten var mı?

Başka Bir Deyişle bunca senaryoyu yazanlar insan değil mi de, yeryüzünde mutlu aşk yok denecek kadar az. Tam insanlar mutlu vefat arayışında…

Şaka bir yana filmlerdeki aşkların reel olacağına inanabileceğim misaller de gördüm yaşamda. Bizim caddedeki Ümmü Teyze. Çocuktum, kavramazdım belki aşk nedir ama bugün dahi anımsasam onu; kocası, birlikte geçirdikleri kısacık ömürde nasıl da mutlu olduğu, onu anlatırken gözlerinin dolduğu kazanç gözlerimin önüne.

Ama her şey biter işte. Mutlu vefat huzuru için çıkılan konutluluk yolunda, taraflardan biri oyunu bozar.

Natürel yeniden de, aşk her şeyden evvel bir ferdin kendi benliğinde sezdiğiyse, çok kaderli canım Ümmü Teyze. O ömürlük aşkı tatmış ve imanını bitirmiş olarak veda edecek beğendiklerine. Ama yeniden de hatırlarım ya gözü yaşlı anlattığı hatıralarını bir burukluk çöker üstüme işte.

Sonra? Sonrası tasvir edilemez bir seslilik…

Dinlenmeyen sesli çığlıklar

Sesli ve suskun soluk alıp verdiğimiz yeniden de tasvir edemediğimiz o sonralar yok mu? Bir bayan mutlu da olur elbet, hem de bir başka olur hoşlanırsa. Onu değil, evvel kendini.

İki soluk arasında duyuramadığımız o çığlıklar, belki de yaşamımızın özeti. Bir yerlerde ömürlük aşk var, bu kesin de sabrı nerede?

Dilerim siz seri bulursunuz derin ve sesli çığlıklarınızı duyuracağınız vefat dostunuzu…

Damla Karakuş

, , , , , , , , ,

735 kez görüntülendi, 1 kişisi bugün görüntüledi.

  

Yorum Yaz