Hoşgeldin, ziyaretçi! [ Kayıt Ol! | Giriş Yaprss

 

Kendini bulan bayan

  • Eklenme: 28 Aralık 2017 07:22
  • Kalan Zaman: Bu ilanın süresi doldu.
imageimageimageimageimage

İlan Açıklaması

Yaşama yeniden renkli gülücükler armağan ederek uyandı Şafak. Gözünü ve suratını gölgeleyen ne varsa kıvırcık saçlarının buklelerine gizlemeyi bugün de muvaffak olmuştu. Oysa ne zamandır kendini ne bir konuta, ne bir kalbe ne de bir kente ait sezemiyordu. Dünyadaki en özel eylemi gülmek ve susmaktı…

Yatağından vücudunu doğrulttu ve banyoya yöneldi. O aydınlık suratını yıkadığında aynadaki sureti bulandı gözünde. Palavradan da olsa kendine tebessümdü. Mutlu bir tebessümme değildi bu ama kırıntılarını kendi iç yolculuğunda yine tutacağına emindi.

Ali’nin o sahte gülüşlerini belleğinde daha net yakalamaya çalışarak uçağını kaçırmamak için daha acele hareketlerle hazırlandı ve konuttan çıktı. Ne kadar sahte de olsa, bunu ne kadar derinden de öğrense, o gülüşler o adama aitti. Onu asla unutamayacağını düşündüğü için fersah fersah kaçmak zorunda sezdiği o adama. Şafak her güne armağan ettiği o renkli gülüşleri işte bu adamın ona yaşattığı acılara borçluydu. O da her eforlu bayan gibi acılarından besleniyordu. Amerika’ya gidecek orada kendini bulacaktı. Böylesi herkes için daha iyiydi.

Yeniye yoculuk

Bin bir mazeret ile artık uçaktaki yerini almıştı Şafak. Ancak henüz uçak kalkmamışken bir karmaşıklık yaşandı ve sonradan isminin Emre olduğunu bileceği o adam oturdu yanında. Şafak’ın içi cız etti. Daha evvel içine hiç yerleşmemiş o nazlı sancıyı sezdiğinden her şey gerçekten bu ülkede kalıyordu ve yeniliklere doğru reel anlamda uçacaklardı. Emre’yle olan o tanışmadan sonra ikisinin kafasında da birbirinden habersiz aynı tümce geziyordu: ”Kaçsam mı kalsam mı?”

15 saatlik uçuş yolculuğu süresince hiç susmadan konuştular. İkisi de fark ediyordu ki, bu hisler uzun zamandır uğramıyordu kalplerine. Bir otomobilin far ışığına kitlenmiş iki sincap gibiydiler sanki. Tam konuşmaları süresince vicdandan baktılar birbirlerinin gözlerinin içine.

Başka bir ülkede apayrı bir yaşam

Artık Amerika’da beraber yeni bir yaşama başlamışlardı. Şafak reklam işleri için geldiği işletmede de Emre’nin kalbinde de oldukça süratli ilerliyordu. Sade bir merasimle evlenmişlerdi dahi çoktan. Tüm bunlar sanki bir düştü. Şafak çok uzun sürmeyeceğini bildiği bu düşten uyanmak istemiyordu.

Emre de galibiyetli bir avukattı. Onun cephesinde her şey aşırısıyla huzurluydu.

Hiçbir şeyin ebediye dek sürmeyeceği yazısız kaidelerden biriydi bu yaşamda. Şafak bu ülkeye gelişinin gerçek nedenini aşkın kollarında unutmuş olsa da, bedeni daha fazla karşı koyamamıştı.

Şimdi nasıl yazılsın bu filmin sonu

Yaşamak dediğin çok hoşlandığın bir filmi her izlediğinde tekerrür yaşama nasıl döneceğini kestiremediğin anlardan oluşuyordu gerçeğinde. Şafak izlediği o harikulade filmden sonra kendine gelmeliydi. Üstelik daha da kötüsü tekerrür izleme ihtimali olmayacaktı.

Filminin duygulu sonunu kendi yazmalıydı. O sabah tekerrür uyandı. Hoşlandığı adam solunda boylu süresince uyuyordu işte. Sarılsa ve zamanı durdursa ne kadar hoş olurdu. Olası olsaydı şayet netlikle yapardı. Son bir öpücük bıraktı sevgili kocasının asla doyamayacağı dudaklarına ve yataktan kalktı. İşte o an, semandan inecek tüm örslerin yatağı ve tüm dünyayı ikiye ayrıldığını neredeyse tüm üryanlığıyla gördü.

Her sabah yaptığı gibi banyoda aynanın karşısına geçti. Renkli gülüşünü takınsa da suratının solgunluğu gözlerine kadar dağılıyordu. Emre öngördüğü halini asla görmemeliydi. Acaba yanılgı mı yapıyorum fikrinden o anda sıyrıldığında evvelden yazdığı mektubu salonda her sabah birbirlerine aşk anekdotları vazgeçtikleri masanın üzerine vazgeçti ve can vermek için ülkesine döndü…

Mektupla son gülüş

”Sevgilim,

Sana ne söylesem bunun bir bağışlamayı olmadığını öğreniyorum. Ama bildiğim bir şey daha varsa bir daha gerçekten gülemem derken senin beni kalpten güldürüşün ve varsayım edilenden daha fazla yaşamama neden oluşun. Her Cumartesi iş buluşmam gerçeğinde hekimimleydi. Her Cuma bunu sana ne kadar söylemeyi sınasam da o mutlu anların sihrini bozmaktan kıymetli göremedim. Bedenimde dolaşan kanser hücreleriyle nasıl baş ettiğimi görmeni istemedim. Ama varsayım edebilirsin ki, çok eforluydum ve inan canım yanmadı. Zira sonrasında geldiğim sıcacık kolların vardı.

Sen beni çok mutlu ettin sevgilim ve ben dünyaya neden geldiğimi, gerçeğinde kim olduğumu öğrenerek gidebilirim artık.

Beni sorgusuz sorusuz hoşlandığın ve bunu bana her an sezdirdiğin için minnettarım.

Ebedî sevgimle…”

, , , , , , , , ,

316 kez görüntülendi, 2 kişisi bugün görüntüledi.

  

Yorum Yaz